Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

ATSO Başkanı Hacısüleyman: “Ekonomide işletmelerin en önemli ihtiyacı öngörülebilirlik”

ATSO Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Hacısüleyman, ekonomide işletmelerin en önemli

ATSO Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Hacısüleyman, ekonomide işletmelerin en önemli ihtiyacının belirsizliğin azaltılması ve öngörülebilirliğin güçlendirilmesi olduğunu vurguladı.

Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Ağustos Ayı Olağan Meclis Toplantısı, Meclis Başkanı Ahmet Öztürk’ün başkanlığında ATSO Meclis Salonu’nda gerçekleştirildi. Toplantıda ekonomik gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulunan ATSO Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Hacısüleyman, enflasyon, sanayide erken sanayisizleşme riski, KOBİ’lerin finansmana erişimi, turizm, COP31 hazırlıkları ve denizlerin korunmasına ilişkin açıklamalarda bulundu. Hacısüleyman, iş dünyasının en fazla ihtiyaç duyduğu konunun belirsizliğin azaltılması ve öngörülebilirliğin güçlendirilmesi olduğunu söyledi.

“Enflasyonla mücadelede belirsizlik sürüyor”

Ekonomide en önemli gündem başlıklarından birinin enflasyon olduğunu belirten Hacısüleyman, yıllık enflasyonun yüzde 31,75, üretici fiyat endeksinin ise yüzde 27 seviyesinde olduğunu söyledi. Yıla daha olumlu hedeflerle başlandığını ancak küresel gelişmeler ve bölgedeki savaşların etkisiyle hedeflerin revize edilmek zorunda kalındığını belirten Hacısüleyman, iş dünyası açısından en büyük sorunun belirsizlik olduğunu ifade etti.

Hacısüleyman, “Öngörülebilirliğin güçlendirilmesi, yatırım ve üretim kararlarının sağlıklı alınabilmesi açısından büyük önem taşıyor. Yedi aylık dönemde Euro yüzde 11,29, dolar ise yüzde 11,93 oranında artarken, aynı dönemde enflasyon yüzde 19,96 seviyesinde gerçekleşti. Bu tablo ihracatçımız açısından önemli bir kur makası oluşturuyor. Döviz geliri elde eden firmalarımız, içeride Türk lirası bazında artan maliyetlerini karşılamakta zorlanıyor. Kur ile maliyetler arasındaki makasın ihracatçımızın rekabet gücünü zayıflatmaması için gerekli adımların atılması gerekiyor” dedi.

“Sanayide erken sanayisizleşme riski”

Sanayinin gayrisafi yurt içi hasıla içerisindeki payının gerilemesinin önemli bir risk olduğunu vurgulayan Hacısüleyman, Türkiye’nin erken sanayisizleşme riskiyle karşı karşıya kalmaması gerektiğini söyledi.

Hacısüleyman, “Güney Kore, Çin, Vietnam ve Tayland gibi ülkelerde sanayinin ekonomideki payı yüzde 20’lerin üzerinde. Sanayide yaşanacak bir gerilemenin telafisi hizmet sektöründeki kadar kolay değil. Fabrikaya, makine ve teçhizata ve uzmanlaşmış iş gücüne ihtiyaç duyuyoruz. Bu nedenle sanayileşme konusunda uzun vadeli ve güçlü politikalar geliştirmeliyiz” diye konuştu.

Küresel gelişmeler, enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar ve değişen ekonomik politikaların işletmelerin planlama süreçlerini zorlaştırdığını belirten Hacısüleyman, birçok işletmenin artık yıllık bütçeler yerine üç aylık dönemler üzerinden planlama yapmak zorunda kaldığını söyledi.

Hacısüleyman, “Ekonomik şartlar kötü olabilir, ancak öngörülebilir olduğunda işletmeler buna göre önlem alabilir. İş dünyasının en fazla ihtiyaç duyduğu konu, belirsizliğin azaltılması ve öngörülebilirliğin güçlendirilmesidir” dedi.

“Turizmde sadece ziyaretçi sayısına bakılmamalı”

Antalya turizmine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Hacısüleyman, kentte turizm hareketliliğinin geçen yılın yaklaşık yüzde 6,5 gerisinde olduğunu belirtti. Turizmin yalnızca ziyaretçi sayıları üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Hacısüleyman, şehrin elde ettiği gelirin de dikkate alınması gerektiğini söyledi.

Hacısüleyman, “Sayısal olarak hedefleri yakalasak dahi gelir açısından ciddi bir erozyon yaşanabilir. Antalya’nın turizmdeki başarısını sürdürülebilir kılmak için ziyaretçi sayısının yanında kişi başı harcama ve toplam turizm gelirini de temel göstergeler olarak ele almalıyız” dedi.

Konaklama işletmelerine çalışan başına 3 bin 500 TL SGK prim desteği sağlanmasının önemli bir adım olduğunu ifade eden Hacısüleyman, ancak basit konaklama turizm işletme belgesine sahip tesislerin bu desteğin dışında bırakılmasının doğru olmadığını söyledi.

Her iki işletme grubunun da istihdam sağladığını, vergi ödediğini ve aynı maliyetlerle karşı karşıya olduğunu belirten Hacısüleyman, “Aynı şartlarda faaliyet gösteren işletmelerin aynı teşviklerden yararlanabilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu konuda gerekli düzenlemenin bir an önce yapılmasını bekliyoruz” diye konuştu.

“COP31 Antalya için bir kıvılcım olmalı”

Antalya’da gerçekleştirilecek COP31’in kent için önemli bir fırsat olduğunu belirten Hacısüleyman, sürecin yalnızca 9-20 Kasım tarihleri arasındaki bir organizasyon olarak görülmemesi gerektiğini söyledi.

Hacısüleyman, “Sıfır atık, temiz enerji, iklime dirençli şehirler, yeşil sanayileşme, gıda güvenliği, gençlik ve eğitim gibi başlıklar COP31 sonrasında da gündemimizde olmalı. COP31 bizim için yalnızca bir organizasyon değil, Antalya’da kalıcı bir farkındalık ve dönüşüm başlatacak bir kıvılcım olmalı” dedi.

Antalya’nın iç ve dış turizmle birlikte yılda yaklaşık 25-26 milyon kişiyi ağırlayan bir şehir olduğunu belirten Hacısüleyman, su, enerji, atık yönetimi ve doğal kaynakların kullanımı gibi konuların yalnızca belirli sektörleri değil, herkesi ilgilendirdiğini ifade etti.

Bu kapsamda yürütülen “Antalya Kriterleri” çalışmasına da değinen Hacısüleyman, “Sürdürülebilir turizm konusunda Antalya’dan dünyaya örnek olacak bir model ortaya koymayı hedefliyoruz” diye konuştu.

“Denizlerimizi korumak hepimizin sorumluluğu”

Antalya’nın en önemli değerlerinden birinin denizler olduğunu belirten Hacısüleyman, denizlerin sürdürülebilir şekilde kullanılabilmesi için öncelikle temiz tutulması gerektiğini söyledi.

Denize ulaşan atıkların önemli bir bölümünün dereler ve akarsular üzerinden taşındığını ifade eden Hacısüleyman, denizlerin korunmasının yalnızca kıyı temizliği olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurguladı. Hacısüleyman, “Denizlerimizin korunmasını yalnızca kıyı temizliği olarak değil, kaynağından başlayan bütüncül bir çevre yaklaşımı olarak ele almalıyız. Mavi Akdeniz İnisiyatifi’nin de bu anlayışla hepimizin ortak sorumluluğu olduğuna inanıyoruz” dedi.

Serik Merkez Haber - Bu alan kiralik, reklam verin